LOGO
  Anasayfa   Kayıt Ol      Üye Listesi      Arama    Yardım        Skins    Giriş 

     NURBAHCESI - BILGI PAYLASIM PLATFORMU
      Kilitli Forumİslam
         Kilitli ForumDini İçerikli Yazılar
            Kilitli Forumİslami Genel Kültür
Damla Etiket Üretimi

 

Mesaj icon Konu: GÖZÜMÜZÜN NURU NAMAZ
<< Önceki Sayfa   37 Sonraki >> Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:31
 
 

Agacin Tanitimi : Bu agacin, dört haftayi temsil eden 4 büyük dali vardir. Günleri de temsil eden 31 tane kücük dali vardir. Her kücük dalda 5 vakit namazi temsil eden yapraklari vardir. Ayrica her kücük dalda günlük sadakayi temsil eden bir meyva bulunur (bu sadaka maddi veya manevi olabilir).
YANI :
HER BÜYÜK DAL : BIR HAFTA
HER KÜCÜK DAL : BIR GÜN
HER YAPRAK : BIR NAMAZ VAKTI
HER MEYVA : BIR SADAKAYI temsil eder.
Kullanim klavuzu : Her ayin basinda, ayi temsil eden büyük dal ve haftayi temsil eden kücük dal ile baslanir. Vaktinde kilinan her namazin ardindan bir yaprak yesil renkle boyanir. Sayet namaz kaza olarak kilindiysa yaprak sari renkle boyanir. Sadakayi temsil eden Meyvaya gelince, o da kirmizi renkle boyanir.
Agacin amaci nedir ?
Cocuklari güzel bir yöntemle namaza tesvik etmek ve namaza alistirmak.
Cocuklari sabira alistirmak, öyle ki yemyesil bir agac elde ettiginde bir ödül kazanmak.
Anneye Babaya itaat: Cocuk annesine babasina itaat ettiginde o günü temsil eden kücük dali kahverenkle, cocuk yaramazlik yapip söz dinlemediginde siyah renkle boyanir
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:33
  kaza borcu olan nafile namaz kılabilir mi?

Sual: Kaza namazı borcu olan, nafile namaz kılabilir mi?
CEVAP
Kazası olan nafile namaz kılamaz. İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül Fahire kitabındaki hadis-i şerifte (Kazaya kalmış namaz borcu bulunanın, nafile namazı kabul olmaz) buyuruldu.

Ahmed Cami hazretlerinin, Miftah-un-necat kitabındaki hadis-i şerifte, (Ya Ali, halk nafile ile meşgul olurken, sen farzları tamamla) buyuruldu.

Hazret-i Ali�nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Farz borcu olan, kaza etmeden, nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur, kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz)

Başka bir hadis-i şerifte de
[Fütuh-ul Gayb m. 48]
(Farzları eda ve muhafaza etmek cihadın en faziletlisidir) buyuruldu. (Taberani)

Hadis-i Kudside
(Farz yapmakla bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir ibadetle yaklaşılamaz) buyuruldu. (Beyheki)

Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:
(Farz borcu varken nafile ile meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz.)
[Fütuh-ul Gayb m. 48]

İki niyetli namaz
Farz namaz borcu olan, sünnetleri kılarken kazaya da niyet etmelidir.
Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. Fakat sünnetin sevabına kavuşmak için, kazayı kılarken, sünneti kılmaya da niyet etmelidir. Vaktin farzını kılarken, sünnete de niyet edilirse, sünnet sahih olmaz. Fakat, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih olur.
(Eşbah)

Büyük âlim
İbni Nüceym'e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.)
[Nevadir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s. 36]

Dürr-ül-muhtar'ın, (Nafile kılmak isteyen, önce namaz kılmayı adamalı, sonra, nafile yerine, bu adak namazı kılmalıdır. Sünnet namazları nezr ettikten sonra kılan, bu sünnetleri kılmış olur) ifadesini,
İbni Âbidin hazretleri açıklarken, (Nezr edilen namazı kılmak vacip olduğu için, vacip sevabı hasıl olur. Sünnet yerine, nezr olunan namaz kılınınca, sünnet de kılınmış olur) buyuruyor.

Sünnetleri önceden nezr edip de, nezr olarak kılmanın daha iyi olduğu
Halebi'de ve (Tahtavi)nin
(Merakıl-felah) haşiyesinde yazılıdır. Böylece, öğle sünnetini kılmadan önce (Dört rekat namaz kılmak nezrim olsun) dese, sonra adak olarak niyet edip, kılsa, hem vacip sevabı kazanır, hem de öğle namazının sünnetini kılmış olur. Kulun, kendine vacip ettiği namazı kılması ile, sünnet terk edilmiş olmayınca, Allah�ın farz kıldığı kaza namazı kılınınca, sünnet terk edilmiş olmaz. Hem kaza, hem de sünnet kılınmış olur.

Sual: Kaza namazı olan kimse, nafile bir namaz kılarken, mesela kuşluk, evvabin, teheccüd gibi nafile bir namazı kılarken nasıl niyet etmesi gerekir?
CEVAP
Kazası olanın nafilesi kabul olmaz. Bunun için, iki rekat kuşluk namazı kılarken,
(İlk kazaya kalmış sabah namazının farzına ve kuşluk namazına) diye niyet eder. Abdesti yeni almış ve o abdestle başka namaz kılmamışsa, sübha namazına da, eğer mescidde kılıyorsa, tehıyyat-ül-mescide de, yolculuğa da çıkıyorsa, tehıyyat-ül-menzile de niyet eder. Yani beş namaza aynı anda niyet etmiş olur. Böylece hem kazası ödenmiş, hem de bildirilen nafile namazların sevabına kavuşulmuş olur.

IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:33
 
BU   NAMAZI   TANIYOR   MUSUNUZ....




IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:34
 
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

Namazı özürsüz kılmayan kimseye, ALlahü teâlâ onbeş sıkıntı verir.

Bunlardan altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden

kalkarkendir.

Dünyada olan altı azap:

1- Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz.

2- Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği, sevimliliği kendine kalmaz.

3- Hiçbir iyiliğine sevap verilmez.

4- Duâları kabûl olmaz.

5- Onu kimse sevmez.

6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz.


ölürken çekeceği azaplar:

1- Zelîl, kötü, çirkin can verir.

2- Aç olarak ölür.

3- çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.


Mezarda çekeceği acılar:

1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.

2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar.

Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez.

3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına

benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.

Kıyâmette çekeceği azaplar:

1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz.

2- Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.

3- Hesâbı çok çetin olup, Cehenneme atılır.


Namaz kılmayanın ömründe, bereket olmaz. ömründe, hayır ve menfaat

görmez. ömrü çeşitli hastalıklarla, sıkıntılarla geçer. Ma'nevî huzûru

olmaz. Sahip olduğu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:34
 Sabah namazını kılmayanın: Yüzünde nur kalmaz
- Öğle namazını kılmayanın: Rızkından bereketi kaldırılır
- Ikindi namazını kılmayanın: Vücudunda kuvvet olmaz
- Akşam namazını kılmayanın: Evladının hayrını göremez
- Yatsı namazını kılmayanın: Uykusunda rahat edemez

Dünyadaki cezası

- ömrü kısalır
- Salihlerin (nur) simasını yüzünden siler
- Yaptığı hiç bir amele sevap vermez
- Duası Allah katına çıkmaz
- Dünyadaki bütün mahlukat ona buğuz eder
- Salihlerin duasından nasibini alamaz

Ölür iken

- Zelil olarak ölür
- Aç olarak ölür
- Susamış olarak ölür (ne kadar içerse içsin susuzluğunu gideremez)

Kabirde

- Allah kabrini daraltır. (kaburgaları birbirine girer)
- Kabrinde ateş yanar
- Allah ona yılan musallat eder ki kiyamete kadar ona eşlik ederek (vurarak) kıyamete kadar azap eder

Kiyamette

- Allah ona yüzünün üzerinde sürünerek mulat eder ceheneme kadar
- Allah ona gazapla bakar ki yüzünün eti eriyip gider
- Allah onu en küçük günahlardan bile hesaba ceker, af etmez

Peygamber Efendimiz s.a.v.s.:
"Namazdan alı koyan işlere Allah bereket vermesin" diye beddua etmiştir.


inş. Allah herkese hidayet eder ve namaza başlamasına vesile verir..
verildyse özür
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:36
 
Asrın hastalığı: İman zayıflığı...
 
İslamiyet kiyamete kadar devam edecek bir dindir. Bu devamlilikta, ogretmen-talebe iliskisi sarttir.

islamiyet'e gore yeryuzu bir okul, bu okulun temel kitabi Kur'an-i Kerim, bas muallim Peygamberimiz (sas), kâinat laboratuvar, Musluman besIkten mezara kadar talebedir.

Said Nursi, yeryuzu hastanesine bastabip olarak cikarilmis, hastaligi teshis etmis: Iman zayifligi. Buyurmus ki: "Mariz bir hayatin, hasta bir unsurun, alil bir uzvun recetesi ittiba-i Kur'an'dir."

Said Nursi'ye gore Kur'an maddi ve manevi dertlere dermandir. Iman zayifligini tedavi edecek, tahkiki iman dersleridir. Iman meselesi birkac sekilde ele alinir.

Taklid-i iman: Annesi, babasi Musluman olanlarin, onlardan gordugunu taklit ederek Musluman olmasi taklid-i imandir.

Tahkik-i iman: Imanla ilgili konularin, ispatli ogrenilmesi, kalben tasdik edilmesidir.

Risale-i Nur talebeleri, imanin esaslarini ispatli ogrenip ispatli anlatirlar. Hal boyle olunca dalalet firtinalari onlarin imanlarina zarar vermez. Risale-i Nurlarin her cumlesinde, genis manalar vardir. Insanlara tesir eden bir tarafi vardir. Her meslek sahibi Risale-i Nurlardan faydalanir. Cemaatler, Islam universitesinin fakulteleridir. Muminler kardestir. Muslumanlar tek millettir.

Vahiy, peygamberlere aittir. Ilham ise umumidir. Risale-i Nurlar, ilham-i ilahiyle yazilmistir. Bediuzzaman'in hayatini okuyanlar garip seylerle karsilasabilirler. Ona Bediuzzaman denmesinin sebebi de budur. Mali, mulku yoktu. Cocuklari, yardimcilari yoktu. Bazen dagin basinda haftalarca kalirdi. Su yok, ekmek yok, yatak-yorgan yok. Bu sartlar altinda dagin basinda, tek basina kalabilirdi. Manevi degerlerle butunlesenler, maddiyattan uzak kalinca, zor duruma dusmezler. Islam buyuklerinin hayatlari, anlatilmakla anlasilmaz. Oylesine bir hayati yasamaya calisan, gercegi anlar. Bunun icin mustesrikler her konuda kitap yazmistir. Fakat iman konusunda kitap yazmamislardir. Cunku iman meselesini kitaplardan anlamak zordur. Onu yasayarak anlayabiliriz.

Yazin sicak gunlerinde oruc tutan adamin cektigi sIkintilari oruc tutanlar anlar. Bu sIkintilara, kisi iman kuvvetiyle dayanir. Iman kuvvetini de muminler anlar. Allah etten beyin yaratiyor. Problem cozen beyinleri yaratan Allah, bazi kurallarinin beynine ilim koyabilir. Mademki her canli Allah'in emrindedir. Allah'in nizami icinde yasar. Oyleyse Said Nursi'ye (rahmetullahu aleyh) imana hizmet vazifesini de Allah vermistir. Tarihci Cemal Kutay, Ismet Inonu'yle Said Nursi'yi mukayese ederken diyor ki: "Said Nursi'nin diplomasi, mevkisi, makami, serveti yoktu. Ismet Inonu'nun her seyi vardi. Nasil olur da hicbir seyi olmayan insan, her seyi olan insana galip gelir?"

Allah bazi kullarina "yuru" demistir. Onlari hic kimse durduramaz. Onlar Islam'a hizmette basarili olurlar. Said Nursi'nin vazifesi Islam'a hizmetti. Bu hususta basarili oldu ki bugun dunyanin her tarafinda onun kitaplari basiliyor, dagitiliyor ve okunuyor. Allah'in hakimiyetini her seyde gorenler, Risale-i Nur calismalarini daha iyi anlarlar. Bir sair soyle demisti:

"Cik nerdesin zuhur et, biz seni bekliyoruz.
Yillardir yollarinda, yorgun emekliyoruz.
Musa ol Hakk'a yuksel, tecelli et de Tûr'a
Zulmet yikilsin, cihan gark olsun nura."

IsIk zahiri âlemi aydinlatir. Nur manevi âlemimizi aydinlatir. Muslumanlarin kurtulmasina sebep olur.

Diyorlar ki: "Risale-i Nurlari anlayamiyoruz." Ilkokula giderken lise derslerini anlamazdik. Tahsile devam ederken, lise derslerini anladik, sinif gectik. Hatta akademik calismalara bile basladik. Risale-i Nurlari anlayamiyoruz diyenler, israrla derse devam etmeliler. Allah insana oyle bir beyin vermis ki, insan her konuyu anlayabilir.
 
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:36
 Namazın Edebî
Hz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).

1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldırırlar.
2) Namaz kılan kişinin ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnunun iki kanadına otururken kucağına selam verirken omuzlarına bakması menduptur. Bunu yaparken hûşu içinde ve ihsan derecesinde namaz kılma gayreti olmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif etmiştir: "Allah'a, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da o seni görmektedir. (bk. Ebû Davud, Sünnet 16).
3) Esnerken ağzı açmamaya çalışmak menduptur. Buna güç yetmezse, elin arkası veya yeni ile ağzı kapamak gerekir.
4) Gücü yettiği ölçüde öksürüğü gidermek menduptur.
5) Kamet alınırken, müezzin "Hayye ale'l-Felah" deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması menduptur. İmam mihraba yakın bulunmazsa, her saf, imam aralarından geçeceği sırada ayağa kalkar.
6) "Kad kâmeti's salâh (Namaz başladı)" denildiği zaman İmam, namaza başlar. İmam bu hareketi ile müezzini doğrulamış olur. Bununla birlikte kâmet bittikten sonra namaza başlanmasında da bir sakınca bulunmaz. Hatta, Ebû Yusuf ile, hanefiler dışındaki üç mezhebe göre uygun olan da budur.
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:37
 namazı terkedenin akıbeti..
EN HAYIRLI GENÇ ODURKİ
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:37
 
 
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:38
 - Bilindigi gibi Yüce Allah'ı tevhid (bir kabul etmek), Onun eşsiz varlıgını bilip tasdik etmek, farz olan en büyük bir görevdir.

Bundan sonra farzların en büyügü ve en önemlisi namazdır. Namaz, imanın alametidir, kalbin nurudur, ruhun kuvvetidir, mü'minin miracıdır. Mü'min bu namaz sayesinde Yüce Allah'ın manevî huzuruna yükselir. Yüce Allah'a yalvararak manevî yakınlıga erer. Mü'min için ne yüksek bir şeref!..
Bütün hak dinler, insanlara namaz kılmalarını emretmişlerdir. Bizim sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz de, peygamber olarak gönderilişlerinden itibaren namaz kılmakla yükümlü olmuştur. Ancak o zaman, güneşin doguşundan ve batışından sonra olmak üzere günde iki defa namaz kılınıyordu. Sonra Miraç gecesinde beş vakit namaz farz olmuştur. Hazreti Peygamber'in miracı ise, sahih kabul edilen rivayete göre, Medine'ye hicretlerinden on sekiz ay önce Receb ayının yirmiyedinci gecesinde olmuştur.
2- Kur'an-ı Kerîm'de ve hadîs-i şeriflerde namaza dair birçok emirler ve ögütler vardır. Bütün bunlar, İslam dininde namaza ne kadar büyük önem verildi ini gösterir. Bir ayet-i kerîmenin anlamı şöyledir:
"Ey Resulüm! Sana vahy olunan Kur'an ayetlerini güzelce oku ve namazı geregi üzere kıl. Gerçekten namaz, edeb ve namusa uygun olmayan şeylerden, çirkin görülen işlerden alıkor. Her halde Yüce Allah'ı zikretmek, her ibadetten daha büyüktür. Yüce Allah bütün yaptıklarınızı bilir."
Namaz ibadeti ise, en büyük zikirdir.
Diger bir ayet-i kerîmenin anlamı şöyledir:
"Namazı geregi üzere yerine getiriniz, zekatı yeriniz. Nefisleriniz için hayır olarak önceden ne gönderirseniz, onu Yüce Allah yanında (sevab olarak) bulursunuz; asla kaybolmaz. Muhakkak ki, Allah yaptıklarınızı görür."
Bir hadîs-i şerîfde:
"Namaz dinin diregidir."
buyurulmuştur.
Di er bir hadîs-i şerîfin anlamı şöyle: "Namaz, kişinin kalbinde bir nurdur; artık sizden içini aydınlatmak dileyen, kalbindeki nurunu artırmaya çalışsın."
İşte bütün bu mübarek ayetlerle hadîs-i şerifler, namazın Yüce Allah yanında ne kadar büyük ve makbul bir ibadet oldugunu göstermeye yeterlidir.
3- Gerçek şu ki, namaz çok mukaddes bir ibadettir. Namazın faziletlerine nihayet yoktur. Namaz, aklı yerinde olan ve bülug çagına ermiş bulunan her müslüman için belli vakitlerde yapılması gereken şerefi yüksek farz bir görevdir. Bu önemli farzı yerine getirenler, Yüce Allah'ın pek büyük ikram ve ihsanlarına kavuşacaklardır. Bunu kasden terk edenler de, azabı çok şiddetli olan Allah'ın acıklı cezasını çekeceklerdir.
Müslümanlar, henüz yedi yaşına girmiş çocuklarını namaza alıştırmakla görevlidirler. Bu çocuklara ana-babaları ve yetiştiricileri namaz kılmalarını ögretir ve yaptırırlar. On yaşına bastıgı halde namaz kılmayan çocuga velisi, üç tokattan ziyade olmamak üzere, hafifçe el ile vurur.
4- İnsan bir düşünmeli, her an Yüce Allah'ın sayısız nimet ve ihsanlarına kavuşmaktadır. Öyle ikramı bol, merhameti geniş olan yaratıcımızın tükenmeyen lütuflarına karşı teşekkürde bulunmak gerekmez mi?
İşte insan, namaz yolu ile şükür borcunu ödemeye, yaratıcısının lütuf ve nimetlerini tatlı bir dil ile anarak kulluk görevini yerine getirmeye çalışmış olur. Bu bakımdan: "Namaz, şükrün bütün çeşitlerini bir araya toplar." denilmiştir.
Bununla beraber namaz ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan, imanı yüksek duygulardan haberdar eden, insanı kötülüklerden alıkoyan, insanı hayırlara, düşünceye, tevazu ve intizama götüren en güzel bir ibadettir.
İnsan namaz sayesinde nice günahlardan kurtulur ve Yüce Allah'ın nice ihsan ve ikramlarına kavuşur.
Namaz, manevî hayattan başka maddî hayata da canlılık verir. İnsanın temizligine, saglıgına ve intizamla hareket etmesine sebeb olur.
5- Sonuç: Namazın meşru kılınmasındaki hikmetler ve yararlar her türlü düşüncenin üstündedir. Fakat bir müslüman namazını yalnız Yüce Allah'ın rızası için kılar, yalnız yaratıcısına şükür ve saygı için kılar. Namazın insana yararı olmadıgı düşünülse dahi, yine bunu bir kul görevi bilerek sadece Allah'ın emrine uymak için yerine getirmeye çalışır. Bu kutsal görevin yerini hiç bir şeyin tutamayacagını kesinlikle bilir. Namaza harcayacagı dakikaları, hayatının en mutlu ve neş'eli zamanı olarak kabul eder.
Dogrusu, geçici hayatın son bulmayacak birçok kazançları ancak namaz sayesinde elde edilir. Namaza ayrılan saatler, sonsuzluk aleminin tükenmez mutluluk günlerini hazırlamış olur.
Bu çok mübarek ve pek feyizli ibadete geregi üzere devam edenlere müjdeler olsun!..
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:40
yeterkı namazını kılmak ıste allah rızası ıcın ıste yerın ve mekanın onemı yok  vakıt namazlarını allah rızası ıcın kıl
 








 
 

Düzenleyen yanlız - 28-Ekim-2007 Saat 13:41
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:42
 Her şeyden önce bu yazı “Namaz kılmıyorum.” diyenleri, daha sonrada namaz kılanların namazlarını dosdoğru kılmaları için yazılmıştır.

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki;
“İki farz namazı bir araya getirmek büyük günâhlardandır.”

Yani, bir namazı vaktinde kılmayıp, vaktinden sonra kılmak büyük günâhtır.

Bir hadîs-i şerîfte buyruldu ki,
“Bir namazı vakti çıktıktan sonra kılan kimseyi, Allahü teâlâ seksen hukbe Cehennem’de bırakacaktır.”

Not: Bir hukbe, seksen âhiret yılıdır. Âhiretin bir günü, dünyânın bin yılı kadardır.

1 Hukbe = 80 Ahiret yılı
1 Ahiret günü = 1000 Dünya yılı


Yukarıda ki Hadis-i Şerif’ten anladıklarım doğruysa; 1 vakit namazı bile bile vaktinden sonra kılan veya hiç kılmayan için, 80 hukbe Cehennem azabı verilecektir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir). Eğer bu böyle ise günde 5 vakit namazını kılmayan için 400 hukbe Cehennem azabı verilecek demektir (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir).

Peki bu 400 Hukbe ne demektir? Daha anlaşılır olsun diye ben bu zaman dilimlerini bizim bildiğimiz dünya yılına çevirmeyi uygun buldum. Böylece işin ciddiyeti daha iyi anlaşılır sanıyorum. Buyrun hesaplayalım.(Eğer hesaplama da bir yanlışlık olmuşsa ikaz edin veya doğru hesabı siz yazın.)


1 vakit namazın cezası 80 hukbe;
1 hukbe = 80 Ahiret yılı
1 ahiret günü = 1000 dünya yılı

(1 Ahiret yılının kaç günden oluştuğunu bilmediğim için, 1 ahiret yılını dünyada ki gibi 365 gün olarak aldım.)

365 Ahiret günü X 1000 Dünya yılı = 365 000 Dünya yılı.
(yani 1 ahiret yılı 365 000 dünya yılına denktir.)

1 Hukbe 80 ahiret yılı ise;
365 000 dünya yılı X 80 Ahiret yılı = 29 200 000 Dünya yılı
(yani 1 hukbe 29 200 000 dünya yılına denktir.)

1 vakit namaz için 80 hukbe Cehennem azabı verileceğine göre;
80 X 29 200 000 = 2 336 000 000 yıl sadece bir vakit namaz için Cehennem’de kalınacak olan süredir.(dünya yılı)

Yani sadece bir vakit namaz ibadetimizi yapmadığımız takdirde 2 336 000 yıl Cehennem’de azab çekeceğiz.(Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir)

5 vakit namazın cezası 80X5 = 400 hukbe;

1 hukbe = 29 200 000 dünya yılı ise

400 hukbe;

400 X 29 200 000 = 11 680 000 000 yıl sadece bir günlük namaz ibadeti için Cehennem’de kalınacak olan süredir.(dünya yılı)

Yani bir günlük namaz ibadetimizi yapmadığımız takdire 11 680 000 000 yıl Cehennem’de azab çekeceğiz! (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir). Halbuki sizde bilirsiniz ki 5 vakit namaz için harcanan zamanı toplasak günde 1 saat bile etmez.

Peki 1 saat için 11 680 000 000 yıl Cehennem’de kalmaya değer mi?

Sakın siz “Nasıl olsa Cehennem’de birkaç gün kalıp, çıkacağız” diyenlerden olmayın!

"Dediler ki: Ateş, bizi yaksa bile birkaç gün yakar. De ki: Allah'tan bir söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" (BAKARA 80)

IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:43
 Allahın Müminlere Cennette Hazırladığı nimetler...
Bu bölümdeki dört ayet ve onyedi hadis-i şeriften, Allah’ın iman eden kulları için cennette hazırladığı pınarları, kalplerden kin ve öfkenin orada sökülüp atılacağını, yorgunluğun da orada olmayacağını, korku ve üzüntüsüz bir hayat olacağını, altın tepsi, tabak ve kadehlerle yiyecek ve içecekler ikram edileceğini, ebedi kalınacak cennetlerde her türlü meyveden yenebileceğini, ipek veatlas elbiseler içinde karşılıklı sohbetler edileceğini ve iri gözlü huriler verileceğini, cenneti elde edebilmek için insanların dünyada orayı kazanmak için yarış etmeleri gerektiğini,

cennette her türlü yeme içmenin olup, idrar ve dışkının olmadığını, oradaki nimetlerin hiçbir göz tarafından görülmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insanın hatırından geçiremediği ve hayal edemediği nimetler olduğunu, tarakların altından olup her tarafın güzel kokularla donatıldığını, cennetteki en aşağı seviyede olan kimseye dünyanın on misli büyüklüğünde yer verileceğini, altmış mil yüksekliğinde inciden yapılma çadırlar olduğunu, çok büyük ağaçlar olup bir ucundan diğer ucuna yüz senede varılamayacağını, köşklerdeki mü’minlerin birbirlerini semadaki yıldızlar gibi seyredeceğini, esen rüzgarın bile orada insanların güzelliklerine güzellik katacağını ve cennette ölüm, hastalık, ihtiyarlık olmayacağını, keder ve sıkıntı çekilmeyeceğini, cennetteki tüm nimetlerin en üstünü olarak da Allah’ın razı olduğunu kullarına bildireceğini, şu anda gökteki ayı nasıl görüyorsak orada da Rabbimizi öylece göreceğimizi ve en değerli şeyin de bu olduğunu öğreneceğiz. [1]

“Muhakkak ki, yolunu Allah ve kitabıyla bulanlar, cennetlerde ve ırmak başlarındadırlar. Esenlik ve güvenlik içerisinde girin oraya! diyerek karşılanacaklar orada. Gönüllerindeki kini, hasedi kökünden söküp attık onların; Onlar mutluluk divanları üzerinde, karşı karşıya oturmuş kardeştirler. O cennetlerde onlara, hiçbir yorgunluk ve bitkinlik erişmez ve oradan çıkarılacak da değillerdir.” (Hıcr: 15/45-48)

“O gün Allah onlara: “Ey benim kullarım bugün ne korkacaksınız, ne de üzüleceksiniz!” diyecek. O kullarım ki, ayetlerime inanmışlar ve müslüman olmuşlardır. Ey kullarım! Siz ve mü’min eşleriniz girin cennete, orada ağırlanıp sevindirileceksiniz. Orada altın tepsiler ve kadehlerle onların etrafında dolaşılır. Orada canlarının çektiği, gözlerinin hoşlandığı herşey var. Ve sizler orada ebedi kalacaksınız. Dünyada yaptığınız doğru dürüst işler sayesinde, elde edeceğiniz cennet işte böyledir. Size orada pekçok meyveler de var, onlardan yersiniz.” (Zuhruf: 43/68-73)

“Buna karşılık yollarını Allah ve kitabıyla bulanlar, gerçekten güvenilir bir konumdadırlar. Bahçeler ve pınarlar arasında, ince ve kalın ipekten elbiseler giyerler ve karşı karşıya otururlar. İşte böyle olacak, biz o mü’minleri siyah iri gözlü hurilerle de evlendiririz. Orada güven içinde canlarının çektiği her türlü meyveyi isteyip getirtirler. Ve orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar ve böylece Allah onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır. Bu Rabbinin bir lütfudur ve en büyük zafer de budur.” (Duhan: 44/51-57)

“Şüphesiz ki erdem sahipleri ve iyi kişiler cennet nimetleri içindedirler. Koltuklara yaslanarak seyrederler. Onların yüzlerinde nimetin ve mutluluğun sevincini görürsün. Onlara ağızları mühürlenmiş yani bozulmama ve lezzetinin kaçmaması için vakumlanmış, sadece, içecek kimsenin yanında halis sarhoşluk vermeyen şaraplardan sunulur ve içirilir, dünyadaki içkilerin tersine bunların içiminden sonra etrafa kötü kokular değil, misk kokusu yayılır. Öyleyse bu değerli şeylere ulaşmak için can atanlar, yarışanlar bu nimetlerin bulunduğu cennete girmek için yarışsınlar. Ve bu şaraba tesnim pınarının suyu karıştırılmıştır. Bu su öyle bir kaynaktır ki, Allah’a yakın olma şerefine erişenler ondan içerler.” (Mutaffifin: 83/22-28)

 :Ebû Mûsâ el–Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu

“Şüphesiz mü’min için cennette, altmış mil yükseklikte içi boş inciden yapılma bir çadır vardır. Orada mü’minin gidip ziyaret ettiği aileleri vardır. Fakat bu aileler birbirlerini görmezler.”[8]

--------------------------------------------

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 

“Cennette öyle bir ağaç vardır ki, idmanlı bir ata binmiş olan kimse onun bir ucundan diğerine yüz senede varamaz.”[9]

--------------------------------------------

Yine Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennetlikler, kendilerinden yüksekteki köşklerde oturanları, aralarındaki derece farkı sebebiyle, sizin sabaha karşı doğu veya batı tarafında, gökyüzünün uzak bir noktasında batmak üzere olan parlak ve iri bir yıldızı gördüğünüz gibi göreceklerdir.” Bunun üzerine ashâb–ı kirâm:

- Yâ Resûlallah! O yerler, peygamberlere ait ve başkalarının ulaşamayacağı köşkler olmalıdır, dediler. Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:

“Evet, öyledir. Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, o yerler, Allah’a iman edip peygamberlere bütün benlikleriyle inanan kimselerin de yurtlarıdır.”[10]

--------------------------------------------

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennette yay kadar bir yer, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”[11]

--------------------------------------------

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennette, cennetliklerin her hafta gittikleri bir çarşı vardır. Orada, yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgârı eser ve böylece güzellikleri daha da artar. Eskisinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndükleri zaman, aileleri onlara:

Vallahi güzelliğinize güzellik katılmış, derler.

Onlar da:

Vallahi yanınızdan ayrılalı beri siz de daha bir güzel olmuşsunuz, derler.”
[12]


--------------------------------------------

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennetlikler, yükseklerdeki köşkleri, sizin gökyüzündeki yıldıza baktığınız gibi seyredeceklerdir.”[13]

--------------------------------------------

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gün, Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in cenneti geniş bir şekilde anlattığı bir sohbetinde bulundum. Sözünün sonunda şöyle buyurdu:

“Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiç kimsenin hatırından bile geçirmediği nimetler vardır.” 

Sonra da şu âyeti okudu:

“Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere ibadet ettikleri için vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da başkalarına harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez” (Secde: 32/16–17)[14]

--------------------------------------------

Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 

“Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak, hiç hastalanmayacaksınız; hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz.” [15]

   
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:44
 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, ‘Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım’ buyurdu.”

Ebû Hüreyre, isterseniz şu âyeti okuyunuz, dedi:

“Mü’minlerin yaptıkları ibadet ve iyiliklere karşılık olarak onlara ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez” (Secde: 32/17).[3]

Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennetlikler cennette yiyip içerler, ama büyük, küçük abdeste çıkmaz ve sümkürmezler. Sadece hoş kokulu bir geğirti ve ter çıkarırlar. İnsanın kendiliğinden nefes alması gibi, onlar da kendiliklerinden Cenâb–ı Hakk’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder, tekbir getirirler.”[2]

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 

“Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri, dolunay gibi parlak olacak. Onların ardından gireceklerin yüzleri, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak. Orada insanlar ne küçük ne büyük abdest bozarlar ve ne de tükürüp sümkürürler. Onların tarakları altındandır. Kokuları mis gibidir. Buhurdanlıklarında tüten hoş koku, cennetin hoş kokulu ağacındandır. Eşleri hûrilerdir.

Cennetliklerin hepsi de babaları Âdem’in şeklinde yaratılmış olup boyları altmış arşındır.”
[4] 

Buhârî ve Müslim’in diğer bir rivayetine göre Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:

“Onların cennetteki kapları altındandır. Orada terleri mis gibi güzel kokacaktır. Orada her birine, baldırının iliği etinin üstünden görünecek kadar güzel ikişer kadın verilecektir. Onların kalpleri tek bir adamın kalbi gibi aynı duyguları taşıdığından, aralarında ne anlaşmazlık ne de çekişme meydana gelecektir. Akşam sabah Allah Teâlâ’yı ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih edeceklerdir.”[5]

Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Mûsâ sallallahu aleyhi ve sellem Rabbine:

Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? Diye sordu. Allah Teâlâ da şöyle buyurdu:

O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:

– Cennete gir!
denir.

Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:

Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O
da:

Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:

İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:

Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:

İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam:

Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.

Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm :

Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Onlar benim seçtiğim kullardır. Onların kerâmet fidanlarını kudret elimle ben dikip mühür altına aldım. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.”[6]

İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ben cehennemden en son çıkacak (veya cennete en son girecek) kimseyi biliyorum. O adam cehennemden emekleye emekleye çıkar. Allah Teâlâ ona:

Haydi git, cennete gir, buyurur. Adam cennete gider, fakat ona cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah Teâlâ’ya:

Yâ Rabbî! Cennet ağzına kadar dolmuş! der. Allah Teâlâ ona:

Git, cennete gir, buyurur. Tekrar oraya gider, yine cennetin dolu olduğunu zanneder. Bir daha geri dönüp Allah Teâlâ’ya:

Yâ Rabbî! Orası dopdolu! der. Allah Teâlâ ona yine:

Git, cennete gir, orada senin dünya kadar ve dünyanın on misli (veya dünyanın on misli büyüklüğünde) yerin var, buyurur. O Adam:

Yâ Rabbî! Sen kâinâtın hükümdarı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun? (veya benim halime mi gülüyorsun?) der.”

Hadisin râvisi İbni Mes’ûd şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gerideki dişleri belirinceye kadar tebessüm ettiğini gördüm. Sonra şöyle buyurdu:

“İşte cennetliklerin en aşağı seviyesinde bulunan adamın derecesi budur.”[7]

 Yüce Allah cümlemize bunca güzelliği tattıtsın bütün islam alemini cennetine nail eysesin.

IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:44
namazımızı unutmayalım  
 _________________
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:48
 Sabah Namazi

Vakit seher… Ufukta gunun kizil cicegi acmak uzere. Vaktin rahmine sabahin nutfesi dustu az once. Gecenin topraginda sakli isIktan tohumlar baslarini uzatiyor.

Simdi hatirla ki, sen de bir zamanlar yoklugun karanliginda yitiktin. Unutulmusluk topragina gomulu bir tohumdun. Kimsenin adini bilmedigi, hatirini saymadigi bir yetimdin.

Hatirla ki, unutulmuslugun topraginda Rabbin seni unutmadi. Rabbin seni sahipsiz de birakmadi. Rabbin seni yokluk gecesinden varligin ufkuna eristirdi. Taze bir bahar gibi gun yuzune cikardi bedenini. Ete kemige burudu ruhunu. Gulden tebessumler giydirdi yuzune.

Simdi seher vakti. Goz kapaklarinin ardindan kac. Gafletin gecesinden uyan. Ac gozlerini sehere. Ac kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, yan ve an seni hic unutmayan Rabbini. Gunes ufukta yukselmeden, sen dualar ufkuna yuksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttugu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracina eslik et En Sevgilinin[asm].

Simdi sabah! Simdi sabah namazi vakti...  


 
Ogle Namazi

 
Vakit ogle. Gun ortasi. Dunya telasindasin. Isler yogun. Yarim kalmis ne kadar is var! Sanki sensiz yurumuyor hicbir sey. Sanki sen olmasan isler hep yarim kalacak, belki hic baslamayacak. Ne kadar cok vazgecilmezin var! Ne kadar vazgecilmezsin!

Oysa dunya seni pek umursamiyor. Sessizce akip gitmede sonsuz uzayda.. Telaslarina inat uzakta bir kelebek yavas yavas kozasindan cikmada. Otelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gulumsemekte annesine...

Vakit ogle... O kadar gurultu var ki ortalikta.. Kalbinin sesini duyamiyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kor olmak uzeresin. Telaslarin arasindan siyril, ruhuna yer ayir. Ebedî sukûnete hazirla kendini. Kalbini sonsuzluga bitistir. Alnini secdeye degdir. Simdi ogle namazi vakti!
 
 
Ikindi Namazi

vakit ikindi.. gun ihtiyarladi, gunes solgun rengini birakiyor guller ustune zaman irmagi ikindinin caglayanindan dokuluyor simdi,. ayriligi soyluyor hece hece...huzun renkli bulutlar sardi gogu, zevale dogru akiyor isIklar, devriliyor zaman, hatirla ki sen de simdi bir omrun ikindisine dogru yuruyorsun, tenin soluyor,gozlerinin feri cekiliyor, yuzunu bu dunyadan cevirmeye hazirlaniyorsun, obur kiyisindasin artik nehrin..
bundan sonra vaadi yok sana zamanin, bundan sonra yeni bir vaadi yok sana hayatin..

yokus asagi akiyor kalbin,simdi vakit ikindi.. kalbini kanatiyor kuru gul yapraklari, tutnacak dal ariyor gibisin zamana karsi, zamanin hukmu agirlasiyor uzerinde, gun daha kisa geliyor artik..

yemin olsun ki ikindi vaktine husrandadir insan simdi anliyorsun.. yokus asagi akiyorsun dalindan kopuyorsun, hoyrat bir ruzgar artik zaman.. geriye kalan ancak iman,simdi ikindi vakti,secdeye koy alnini egil zamanin sahibinin onunde,ona konus.. onunla konus.. fisilda dualarini sonsuzluga tutun hece hece.. simdi vakit ikindi, simdi ikindi namazi vakti..
 
  
 

 Aksam Namazi
Vakit aksam. Gun olmek uzere. Gunes isIklarini topluyor esyanin uzerinden. Kizilca kiyameti kopuyor dunyanin. Kara kefenini giyiniyor gun. Gulun rengi soluyor, esyanin cezbesi yitiveriyor.

Hatirla ki, senin de aksamin olacak bir gun. Omrunun isIklari solacak. Hayatinin perdesi cekilecek. Senin de kiyametin kopacak.

 

Simdi aksam. Olmeden once bil olecegini ki, yasatildigini farkedesin. Herkesin senden uzaklasacagi olum anini hatirla ki, sen de simdi herkesten ve her seyden uzaklasip Rabbine yanasasin. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen oldukten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttugu yerde seni bir O hatirlayacak. Hatirini yalniz O bilecek. Sen de O'nu an simdi. Simdi aksam namazi vakti…

 
  
 

 

Yatsi Namazi


Vakit Yatsi. Gun coktan oldu. Gunes isIklarini topladi. Gece hukmediyor âleme. Gunesin saltanati bitti. IsIklar tukendi ufuklarda. Renkler ellerini cekti esyadan. Gul soldu, gun soldu. Goge yoneldi gozler.

Hatirla ki, Sen de unutusun kara gecesine yuvarlanacaksin. Bir adin kalacak geriye. Bir mezar tasin hatirlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Simdi gece… Sabaha cok var. IsIk uzaklarda. Yoklugun gecesinde, adin bile unutulmusken, kimden meded umarsin sor kendine? Kim Sana hayat vermisse, kurumus kemikleri toplayip dirilten de O elbette.

Soyle kendine. Soyle kendine ki, coklarinin Seni unuttugu bu gece, Sen de herkesin unut, O'nu hatirla. Soyle kendine ki, coklarinin isIklara kanip sahte renklerin kuyularina daldigi bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan.

IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:48
 
Namazda 10güzellik

Ebû Hureyre (r.a)'ın bildirdiğine göre;Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Namaz dini direğidir.Namazda on güzellik vardır.Bu on güzellik şunlardır:

1-Yüzü güzelleştirir.
2-Kalbi nurlandırır.
3-Bedeni dinlendirir.
4-Kabirde arkadaştır.
5-Rahmetin inmesine sebeptir.
6-Gök kapılarının anahtarıdır.
7-Ahirette günah ve sevapları ölçen terazide sevap kefesini ağırlaştırır.
8-Rabbi hoşnut ve memnun eder.
9-Cennete giriş için ödenecek ücrettir.
10-Cehennem ateşine karşı koruyucudur.
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:50
 
Gördün mü o namaz kılan kulu engelleyeni? Andolsun ki eğer o bu tutumundan vazgeçmezse muhakkak ki onu alnının ortasından tutup sürükleyeceğiz.”

Bağcılar Lisesi öğrencilerinin okulda namaz kılmaları dolayısıyla iki gündür koparılan vaveylaya verebileceğimiz en anlamlı cevap bu olsa gerek.


Gerek yazılı gerekse görsel medyanın manşetlerden şok haber olarak duyurduğu “olay” liseli gençlerin kendi okullarında Rablerine secde etmeleri...
Bağcılar Lisesi'nde öğrenim gören kızlarının davranışlarının aniden değişmesinden şüphelenen bir aile, lisenin bodrum katında mescit oluşturulduğunu kamerayla tespit etmişler. Vay vay vay, bak ülkenin çocuklarının haline! Sadece mescit mi? Hayır! Görüntülerde, kızlar ve erkekler mescide ayrı ayrı gelerek namaz kılıyorlarmış! Aman tanrım! Bir de namazı ayrı kılıyorlarmış! irtica okullarımızda yuvalanmış; vah cumhuriyetim, vah laikliğim!!! Erkek öğrencilerin namazına bir müdür yardımcısı da katılıyormuş. Namaz kılmak suçundan derhal topun ağzına konmalı! Milli Eğitim Bakanlığımızın harekete geçmesi zaten gecikmedi maşallah!

Liseli bir kız, Allah’ın mesajına yüreğini açarak tesettüre bürünmüş ve arkadaşlarıyla okulunun teneffüs saatlerinde vakit namazlarını icra ediyor. Mescit denen yer, bodrum katta, küflü, karanlık bir yer. Ancak secde ederek Rablerine yaklaşıyorlar. Onları Rableri onurlandıracak elbet; ya zalimleri?! Namaz kılmayı engellemeye çalışan, Allah’a isyan eden zalimleri?! Kızının başörtüsüne karşı koyarak gizli çekimle onu dünya aleme “suçlu” gibi teşhir eden babası ne olacak bir de?! Ne olacak bu cahillerin hali?! Hatırlanacağı üzere 28 şubat sürecinin en zirve yaptığı bir dönemse Cevahir isminde Müslüman bir kız, tesettüre bürünmüş; bundan ötürü babasının kurşunlarına hedef olarak şehit edilmişti.

Allah’ın ayetlerine savaş açan; Rablerine yöneldikleri için insanlara zulmeden bu laik yobazlara Kur’an’dan cevap veriyoruz:

“Gördün mü o namaz kılan kulu engelleyeni? … Andolsun ki eğer o bu tutumundan vazgeçmezse muhakkak ki onu alnının ortasından tutup sürükleyeceğiz. O yalancı günahkar alnından. O zaman da meclisini çağırsın; biz de zebanileri çağıracağız. Hayır, ona boyun eğme; Rabbine secde et ve yaklaş!”
IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:50
 
 

Sivil toplum örgütü temsilcileri ve ilâhiyatçılar, bu tür haberlerin bir takım hassasiyetleri tahrik etmek amaçlı yapıldığını kaydederek ortamı gerginleştirmek ve yangına körükle gidilmek istendiğini belirttiler. Ankara üniversitesi ilâhiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Yeni Asya’ya yaptığı açıklamada, bu haberi Türkiye’de sadece belli bir grup medyanın yayınlayabileceğini söyledi. Dünyanın başka hiçbir yerinde böyle garazkâr haber yapılamayacağını kaydeden Kırbaşoğlu, suç duyurusunda bulunacağını kaydetti.

Bağcılar’da bir lisede namaz kılındığı yönündeki haberleri aşağılayıcı ve korkutucu bir üslupla veren basın kuruluşlarına tepki yağdı. Sivil toplum örgütü temsilcileri ve ilâhiyatçılar, bu tür haberlerin bir takım hassasiyetleri tahrik etmek amaçlı yapıldığını kaydederek ortamı gerginleştirmek ve yangına körükle gidilmek istendiğini belirttiler.

Doğan grubu gazeteleri ve Show TV'de yayınlanan haberlerle ile ilgili Ankara üniversitesi ilahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Yeni Asya’ya yaptığı açıklamada, bu haberi Türkiye’de sadece belli bir grup medyanın yapabileceğini söyledi. Dünyanın başka hiçbir yerinde böyle garazkâr haber yapılamayacağını kaydeden Kırbaşoğlu, şunları söyledi:

“Bu haberi yapanların ortamı gerginleştirmek, yangına körükle gitmek istediklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tam bir sorumsuzluk örneği. Dine aleni saldırı olarak nitelemek de mümkün bu haberi. Akıl, mantık, iz’ana sığmayan bir olay. Bu gazeteler dinsizlik için mi çalışıyorlar açıkça söyleseler. Ramazan aylarında da dini sayfalar dağıtıyorlar. Bu insanların psikolojilerini anlamak mümkün değil. Yapılan resmen kışkırtıcılık. Kanaatimce dindar insanlar namazın tahkir edildiği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmalı.

Anayasal kurumların, cumhurbaşkanının, hükümetin de demokratlıklarını ispat için adeta turnusol kâğıdı gibi bir fırsat. Bu gazetelerin yaptığı sorumsuzluğa karşı gerekeni yapmalılar.

Hem okullarda din dersi veriyorsun. Namazın dinin temel esaslarından biri olduğunu öğretiyorsun hem de ‘vay namaz kılıyorlar’ diyorsun. Böyle birşey olamaz. Böyle bir haberin yayınlanabilmiş olmasından utanç duyuyorum. üzerime düşen sorumluluğu da yapacağım, konuyu gündemime aldım. Gazete olarak sizin de okurları suç duyurusuna davet etmeniz, Basın Konseyi gibi ilgili kurumlara başvurmanız gerektiğini düşünüyorum.”

öZGüR-DER Başkanı Hülya şekerci ise lise öğrencilerinin namaz kılıyor oluşunun çok olumlu olduğunu ve kendilerini tebrik ettiğini belirterek, “çünkü son zamanlarda özellikle ilköğretim okullarında şiddet, uyuşturucu kullanımı gibi olaylar tehlike sinyalleri veriyordu. Böyle bir ortamda o gençlerin namaz kılıyor oluşu gerçekten önemli ve takdire şayan. çocukların ibadetlerini yapmaları için bodrum katı değil, daha iyi imkânlar oluşturulmalı” dedi.

Bunu karalama kampanyası yaparak sunmanın çok çirkin olduğunu vurgulayarak, şekerci, “Asıl mücadele edilmesi gereken şiddet olayları ve uyuşturucudur.” diye konuştu.


“çOCUKLARIN HAKLARINA SAYGI GöSTERiN”


MAZLUMDER istanbul şubesi tarafından yapılan açıklamada da haberlerin içeriği değerlendirildiğinde hukuka ve ahlâka aykırı somut bir durumdan, özellikle çocuklara ibadetle ilgili bir zorlamanın varlığından da bahsedilmediğine göre zihinlerde istifham oluşturulmaya çalışıldığının anlaşıldığı kaydedildi. Açıklamada, şöyle denildi:

“Bu haberleri yapan ve yayınlayanların çocuk haklarından, din ve vicdan özgürlüğünden ve bunların yerine getirilmesinde devletin kolaylaştırıcılık yükümlülüğü bulunduğundan haberleri olmaması mümkün değildir. O halde bu haberleri maksatlı kabul etmek ve bu haberleri yapanları kınamak gerekmektedir. Haber yapan yayın organlarının hukuk ve ahlâk sınırları ile toplum yararını, insan haklarını gözetmeyen tutumlarını kınıyoruz.”


MUHTIRAYA ZEMiN Mi HAZIRLANIYOR?


Namaz alerjisi nükseden medyada bir süredir bu tür haberler hız kazandı. önce, Denizli Yeşilköy ibrahim Cengiz Yatılı ilköğretim Bölge Okulundaki öğrencilere dağıtılan ve namaz kılmanın öğretildiği ’Namaz Dinin Direğidir’ adlı kitapla ilgili ’suç duyurusu’nda bulunuldu. Daha sonra da Bolu Belediye Başkanlığı tarafından pazar yerlerinde hizmet vermek üzere, mescid haline dönüştürülen otobüs hedef alındı. Medyanın yayınlarından etkilenen merkezî ve yerel yöneticiler de ’suçlar’ı namaz kılmayı kolaylaştırmak olan sorumlular hakkında gecikmeden soruşturma başlattılar.


MEB, SORUşTURMA BAşLATTI


Bu arada, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), iddialara ilişkin inceleme ve soruşturma başlatıldığını bildirdi.

MEB Basın ve Halkla ilişkiler Müşavirliği’nden yapılan yazılı açıklamada, konuya ilişkin istanbul il Millî Eğitim Müdürlüğüne gerekli talimatın verildiği kaydedildi. Açıklamada, şöyle denildi:

“istanbul Bağcılar Lisesi’nde bazı öğrencilerin okulun bodrum katında yer alan bir odada namaz kıldıklarına ilişkin haberlerin basında yer alması Bakanlığımız tarafından değerlendirilmiş ve istanbul il Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gerekli talimatlar verilerek inceleme ve soruşturma başlatılmıştır.”


NAMAZ KILMAK EN DOğAL HAK


Namaz Gönüllüleri Platformu adına bir açıklama yapan Abdullah Yıldız ise islâmın beş temel farzından ikincisi ve Kur’ân’da en çok emredilen bir ibadet olan namazın sanki bir suçmuş gibi gösterilmesinin üzüntü verici olduğunu söyledi. Allah’ın, imandan sonra en büyük hakikat olan namazı, “kötülükleri ve hayasızlığı engelleyen” bir ibadet olarak nitelendirdiğini belirten Yıldız, şunları söyledi:

“inanca ve ibadet hürriyetine saygılı olan tüm ülkelerde normal kabul edilen namaz, hiçbir şekilde suç gibi gösterilemez. Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınan inanç ve ibadet özgürlüğü, herkesin olduğu gibi, hiçbir baskı altında olmadan kendi tercihlerini yapan öğrencilerin de hakkıdır. Bugün ilköğretime kadar inen içki, uyuşturucu, fuhuş, kumar, kapkaç ve çeteleşme gibi büyük problemler dururken, hiç kimseye zararı olmadığı gibi, bütün kötülükleri engelleyen namazın aleyhinde olmak, çok çirkin ve antidemokratik bir tavırdır. Eğer böyle bir haber Batıda yayınlansa, suçlanan kimseler tazminat dâvâsı açardı. Namaz kılmak laikliği engellemez, aksine laiklik ibadet hürriyetini güvence altına alır. Bu da gösteriyor ki, ilgili haberi okuyucu bile onaylamamaktadır. Asıl ayıp olan, Bağcılar Lisesindeki öğrencilerin bodrumda namaz kılmak zorunda bırakılmalarıdır. Devletin bütün vatandaşların uygun ortamlarda ibadet etmelerini sağlamak için gerekli yerlere mescit açması gerekir. Bütün milletimizi, en temel hakları olan ibadet özgürlüğünü hiç çekinmeden kullanmaya, böylesi saldırılar karşısında metin olmaya çağırıyoruz.


IP
yanlız
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge
Üye Bilgileri  
Kayıt Tarihi: 23-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Kullanıcı No.: 958
Mesajlar: 4398
Üye Durumu:

Teşekkür Bilgileri 
Hak Puan : 2359
Kidem : 53
OrtalamaHak : % 36
Irtibar :247

Alıntı yanlız Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Ekim-2007 Saat 13:51
 
NAMAZI TERKETMENiN HüKMü

Namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namaz ve oruç gibi bedenî ibadetlerde vekâlet ve niyabet geçerli değildir. Namazın farz olduğunu inkâr eden dinden çıkar. çünkü namaz kesin ayet, hadis ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya umursamazlık sebebiyle namazı terkeden âsî ve fasık olur.

Namazı kılmamak dünya ve âhirette azaba sebep olur. Âhiretteki azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik" (el-Müddessir, 74/40-43). "Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır" (Meryem, 19/59, 60). "Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan habersizdirler" (el-Mâûn, 107/4-5). Hz. Peygamber (s.a.s)'de şöyle buyurmuştur: Bilerek namazı terkeden kimseden Allah ve Resulunün zimmeti kalkar" (Ahmed b. Hanbel, IV, 238, VI, 461). Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gitmiş olur" (Buhârî, Mevâkît,13, 34; Nesâî, Salât,15). Kim, önemsemeyerek üç cuma namazını terkederse, Allah Teâlâ onun kalbine mühür vurur" (Nesâî, Cumâ, 2; Tirmizî, Cuma 7; Ibn Mâce, Ikâme, 93).

Hanefilere göre, tembellik yüzünden namazını terkeden kimse, namazı inkâr etmediği sürece dinden çıkmaz, ancak günahkâr, fasık olur. Kendisi bu konuda uyarılarak tevbeye , kötü örnek olmaması için toplumdan tecrid edilir ve te'dib amacıyla dövülür. Ramazan orucunu terkeden kimse de bunun gibidir (Ibn Abidîn, Reddül-Muhtâr, Mısır, t.y., I, 326; eş-şürünbülâlî, Merâkıl-Felâh, Mısır 1315, s. 60; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-Islâmî ve Edilletuh, Dimaşk 1985, I, 503).

Hanefiler dışındaki mezhep imamlarına göre ise, namazını özürsüz olarak terkeden kimse, mürted'de olduğu gibi Islâm toplumuna karşı gelmiş sayılır ve tövbe etmezse en ağır şekilde cezalandırılır (Ibn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Mısır t.y., I, 87; eş-şirâzî, el-Muhezzeb, el-Nalebî tab'ı, I, 51; Ibn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire t.y., II, 442-447; ez-Zühaylî, a.g.e., I.503, 504; Krş. et-Tevbe, 9/5; Buhârî, Diyât, 6; Müslim, Kasâme, 25, 26).

Namazını unutarak, uyanamayarak veya tembellik yüzünden zamanında kılamayan bunu kaza eder. Hadis-i şerifte; Kim uyuyarak veya unutmak suretiyle namazını kılmamış olursa, hatırladığında hemen kılsın " (Ebû Davûd, Salât,11; Ibn Mâce, Salât,10; Nesaî, Mevakît, 53) buyurulur. Fakihlerin büyük çoğunluğuna göre; uyumak veya unutmak gibi bir özür sebebiyle namazını vaktinde kılamayanın kaza etmesi gerekince, özürsüz olarak, tembellik yüzünden kılmayana öncelikle kaza gerekir. Namazı vaktinde kılamadığından dolayı da Allah'a ayrıca tevbe ve istiğfar etmesi gereklidir. Cenab-ı Hak, kendisine ortak koşmanın dışında kalan günahları affedebilir. Namazı da içine alabilen bu affın kapsamıyla ilgili çeşitli nasslar vardır. ,

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bunun dışında dilediği kimseyi affeder" (en-Nisâ, 4/48).

Ubâde b. es-Sâmit'in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: Kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan kimseyi, Allah Teâlâ cennetine sokmaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar" (Ebû Dâvûd, Vitr, 2; Nesâî, Salât, 6; Dârimî, Salât, 208; Mâlik, Muvatta', Salâtül-Leyl, 14). Ebû Hureyre (r.a)'ın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur: "Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır?" Eğer nafile namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır" (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145; Nesaî, Salât, 9, Tahrîm, 2; Ibn Mâce, Ikame, 202).

Bu duruma göre, farz namazların eksisini sünnet ve diğer nafile namazlar tamamlamaktadır. Farz, vacib veya sünnet ayırımı yapılmaksızın ibadetlerin yerine getirilmesi müminin gayesi olmalıdır. çünkü bu, dünyevî huzur ve mânevî mutluluk kaynağı olması yanında, ahiret için de en büyük hazırlıktır
 
IP
<< Önceki Sayfa   37 Sonraki >>
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma



Bu Sayfa 0,141 Saniyede Yüklendi.

Design By : Http://www.telebilgi.com

Design By : Damla Etiket - Http://www.ideal-reklam.com
Damla Etiket - Http://www.idealreklam.net
damla etiket

Damla Etiket Üretiminde bir numara - Http://www.damlaetiket.net